Profesyonel Ajans Hizmetleri

You Are Viewing

A Blog Post

İLHAM ALINACAK BİR BAŞARI HİKAYESİ

  • 16 Eylül 2017
  • By
  • In blog
  • No Comments

Dünyanın en büyük mobilya mağazaları zincirinin sahibi olan İsveçli milyarder Ingvar Kamprad 48 milyar dolarlık servetiyle gıpta edilmesi ve başarılarından ders çıkartılması gereken bir rol model olarak karşımızda duruyor. IKEA’nın kurucusu Ingvar Kamprad bu kadar zengin olmasına rağmen sadeliğe ve yenilikçiliğe inanıyor. İşte IKEA’nın kurucusu Ingvar Kamprad’ın başarılarla dolu hayat hikâyesi…

1

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Çocukluk Dönemi

1926 yılında İsveç’in güneyindeki Smaland kentinde dünyaya gelen Ingvar Kamprad 5 yaşına geldiğinde kibrit satarak ticari hayatına küçük adımlar atıyor. 10 yaşında ise komşularına yılbaşı hediyeleri, kalemler, boncuk işlemeleri, dekorasyon süsleri gibi eşyalar satmaya başlıyor. Ergenlik dönemlerinde Alman babaannesinin etkisiyle Nazi Gençlik Hareketleri’ne katılıyor. Ancak bu durumu sonraları hayatının en büyük pişmanlığı olarak değerlendiriyor ve çalışanlarına bu hatasından dolayı özür mektubu yazıyor.

2

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

IKEA’nın Kuruluşu Nasıl Oldu?

Ingvar Kamprad çocukluk döneminde öğrenme bozukluğu sorunuyla uğraşıyordu. Diskleksi bozukluğu olan Ingvar Kamprad bu hastalığına rağmen okulunu başarılı bir şekilde tamamlıyor. Bu başarısından dolayı da babası bir miktar para veriyor. Babasının verdiği bu parayla 1943 yılında IKEA kuruluyor. Kuruluşunun ardından ilk beş yıl boyunca üretim yapamayan IKEA sadece ufak tefek eşyalar satıyordu.

Oldukça titiz, şeffaf ve huysuz bir girişimci olan Ingvar Kamprad, bu özellikleri sayesinde faaliyet gösterdiği sektöre o zamana kadar uygulanmamış yenilikler getirdi. 1956 yılında IKEA ile özdeşleşen parça mobilya satışı sistemine geçildi. Parça mobilya satışı hem maliyetleri düşürüyor hem de mobilya satışında adeta bir devrim yaratıyordu. Bu yenilikten sonra artık insanlar mobilya almıyor mobilya haline dönüştürülecek parçalar alıyordu. Bu satış tekniği sayesinde müşteriler etkin hale getiriliyor ve tüm nakliyeden kuruluma kadar her şey müşteriye yaptırılıyor.

3

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

IKEA’nın Kuruluşu Nasıl Oldu?

Ingvar Kamprad çocukluk döneminde öğrenme bozukluğu sorunuyla uğraşıyordu. Diskleksi bozukluğu olan Ingvar Kamprad bu hastalığına rağmen okulunu başarılı bir şekilde tamamlıyor. Bu başarısından dolayı da babası bir miktar para veriyor. Babasının verdiği bu parayla 1943 yılında IKEA kuruluyor. Kuruluşunun ardından ilk beş yıl boyunca üretim yapamayan IKEA sadece ufak tefek eşyalar satıyordu.

Oldukça titiz, şeffaf ve huysuz bir girişimci olan Ingvar Kamprad, bu özellikleri sayesinde faaliyet gösterdiği sektöre o zamana kadar uygulanmamış yenilikler getirdi. 1956 yılında IKEA ile özdeşleşen parça mobilya satışı sistemine geçildi. Parça mobilya satışı hem maliyetleri düşürüyor hem de mobilya satışında adeta bir devrim yaratıyordu. Bu yenilikten sonra artık insanlar mobilya almıyor mobilya haline dönüştürülecek parçalar alıyordu. Bu satış tekniği sayesinde müşteriler etkin hale getiriliyor ve tüm nakliyeden kuruluma kadar her şey müşteriye yaptırılıyor.

4

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ingvar Kamprad, şirketinin manifestosu niteliğini taşıyan iki adet kitap kaleme aldı. Bunlardan biri 1976 yılında kaleme aldığı ‘A Testament Of A Furniture’, diğeri ise 1990 yılında İsveçli bir gazeteciyle birlikte yazdıkları ‘Leading By Desigin: The IKEA Story’ adlı kitaplar. İkinci kitap daha çok Ingvar Kamprad’ın kişisel yaşamanı konu alıyor.

Ingvar Kamprad 48 milyar dolarlık servetine karşın mütevazi ve sade bir hayat yaşıyor. Uçuşlarını ekonomi sınıfında gerçekleştiren milyarder ucuz otellerde kalıyor, markasız kıyafetler giyiyor, sıradan bir evde oturuyor ve 20 senedir aynı aracı kullanıyor. Lükse, gösterişe ve pahalı bir hayata asla önem vermiyor.

IKEA’nın tüm yönetimini ve işleyişini çocuklarına devretmiş olsa da Ingvar Kamprad şirkette hala söz sahibi ve önemli kararlarda sadece kendisinin planları uygulanıyor. 91 yaşında olmasına rağmen dinç ve sağlıklı olan Ingvar Kamprad ‘Daha yapacak o kadar çok şey var ki ölmeye bile vaktim yok’ diyor.

/GİRİŞİMCİ KAFASI

Leave a Reply